Türkçe  |  English  |  العربية
12 Temmuz 2020 Pazar / 21 Zi'l-Ka'de 1441
İhtisas Toplantıları


BAĞDAT İlim Havzasında İslâm

Düşüncesinin Öncü Şahsiyetleri

İstanbul, 14-15 Aralık 2019

Toplantı Yeri: İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

salonunda YAPILDI

 2018 yılı Ekim ayında yapmış olduğunuz “Maveraünnehir’de İslam Düşüncesinin Öncü Şahsiyetleri” konulu toplantının devamı olarak 2019 yılı içinde “Bağdat İlim Havzasında İslam Düşüncesinin İlk ve Öncü Şahsiyetleri”konulu ihtisas toplantısı  İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Uluslararası İslam ve Din Bilimleri Fakültesi ile müştereken gerçekleştirilecektir.

İslâm Düşüncesi, İslâm Medeniyetinin gelişmesi ve genişlemesine paralel olarak muhtelif merkezlerde yoğunlaşmıştır. Günümüzden geriye baktığımızda bu merkezleri Mâveraünnehir, Bağdat,Kahire, İstanbul ve Endülüs şeklinde ifade edebiliriz. Söz konusu bölgelerde ortaya konulan birikimi bir arada düşünmek, mümkünse bir pota içinde eritmek günümüz açısından önem arz etmektedir.Bu düşünceden hareketle 2018 yılında “Mâveraünnehir” toplantısı düzenlenmiş olup konunun uzmanlarının katılacağı diğer bölgelerle ilgili de tartışmalı ilmî ihtisas toplantıları yapıldıktan sonra halka açık tartışmalı bir ilmî toplantı ile konu taçlandırılmıştır.

İşte böyle önemli bir konuyu gündeme getirmek,farklı görüşleri ortaya koymak ve değerlendirmek üzere Vakfımız, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Uluslararası İslâm ve Din Bilimleri Fakültesi ile müştereken Prof. Dr. İlyas ÇELEBİ’nin yöneticiliğinde 14-15 Aralık 2019 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan “Bağdat İlim Havzasında İslâm Düşüncesinin Öncü Şahsiyetleri” konulu ilmî ihtisas toplantısı gerçekleştirilecektir. Bu toplantıya takriben 40 akademisyen katılmıştır.

İki gün süren toplantıda, ilk gün birinci oturumda Bağdat’ın tarihî, ilmî, siyasî, kültürel yapısını ele alan genel bir tebliğ sunulup tartışılacaktır. Aynı gün öğleden sonra Ebu’l Hasan el-Eş’arî (Kelâm); ikincigün sabah Ebu İshak el-Kindî (İslâm Felsefesi), öğleden sonra Cüneyd-  el Bağdadî (Tasavvuf) konulu tebliğler sunulup tartışılmıştır. 








 


▪ Günün Ayeti
Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz. Mü'min Suresi, 41
▪ Günün Hadis-i Şerifi
Muaviye İbnu Ebi Süfyan (ra)'a (hilafeti esnasında) Mikdam İbnu Ma'dikerb, Amr İbnu'l-Esved ve Kınnesrin ahalisinden Beni Esedli bir adam bir heyet halinde geldiler. Hz. Muaviye, Mikdam'a: "Hasan İbnu Ali (ra)'nin vefat ettiğini biliyor musun?"dedi. Haberi işiten Mikdam "İnna lillah ve inna ileyhi raciun!" diyerek (üzüntüsünü ifade etti.) Ona falan (Muaviye): "Bunu bir musibet mi addediyorsun?" dedi. Mikdam: "Niye musibet addetmiyeyim? Resulullah (sa) onu kucağına almış "Bu bendendir. Hüseyin ise Ali (ra)'dendir!" buyurmuştu dedi. Beni Esed'den olan adam da (Hz. Muaviye'ye yaranmak için, Hz. Hasan'ın ölümünü bir fitnenin sönmesine teşbihen): "Allah bir ateşi söndürdü!" diye söze karıştı. Mikdam: "Bugün ben, seni kızdırmaya ve hoşlanmadığın şeyleri sana duyurmaya devam edeceğim!" dedi. Sonra şöyle seslendi: "Ey Muaviye! Eğer doğru söylersem beni tasdik et, yalan söylersem beni tekzib et!" Hz. Muaviye (ra): "Pekala öyle yapacağım" dedi. Mikdam: "Allah aşkına söyle! Resulullah (sa)'ın altın takınmayı yasakladığını işittin mi?" dedi. Hz. Muaviye: "Evet!" dedi. Mikdam: "Allah aşkına söyle! Resulullah'ın ipek giymeyi yasakladığını biliyor musun?" diye sordu. Hz. Muaviye: "Evet biliyorum!" dedi. Mikdam tekrar sordu: "Allah aşkına söyle! Resulullah (sa)'ın vahşi hayvan derisini giymeyi, üzerlerine binmeyi yasakladığını biliyor musun?" Muaviye yine: "Evet biliyorum!" diye cevapladı. Hz. Muaviye'nin bu sözü üzerine Mikdam dedi ki: "Allah'a kasem olsun ey Muaviye, bütün bunları ben senin evinde gördüm." Hz. Muaviye şu cevabı verdi: "Ey Mikdam, anladım ki senin elinden bana kurtuluş yok (söylediklerinin hepsi doğru)!" Halid (İbnu Velid) der ki: "Hz. Muaviye, Mikdam (ra)'a diğer iki arkadaşına (Amr İbnu'l-Esved ve Esedli adam) nazaran daha çok ihsan ve atada bulunulmasını emretti. Ayrıca (Mikdam'ın) oğluna (beytü'l-malden) iki yüz (dirhem) tahsisatta bulundu. Mikdam ise (Hz. Muaviye'nin verdiği) ihsanları arkadaşlarına dağıttı. Esedli ise aldıklarından kimseye birşey vermedi. Bu durum Hz. Muaviye'ye ulaşınca: "Mikdam kerem sahibi cömert birisidir. Elini açmıştır. Esedli adam ise malik olduğu şeyi iyi tutan birisidir" dedi. Ebu Davud, Libas 43, (4131); Nesai, Fere' ve'l-Atire 12, (7,176)
▪ Duyurular
▪ Bazı İSAV Yayınları
▪ Namaz vakitleri