Türkçe  |  English  |  العربية
17 Haziran 2019 Pazartesi / 14 Şevval 1440
Milletlerarası İlmi Toplantılar

BALKANLAR'DA İSLAM

03-05 Ekim 2019


OsmanlıDevletimin kuruluşundan kısa bir süre sonra fetih politikası çerçevesindegenişlemesiyle birlikte Türk-İslam medeniyetine beşiklik eden coğrafyalardanbiri de Balkan toprakları olmuştur. Bu çerçevede Balkanlarda yaşayan Hristiyanhalkın Osmanlı kültür- medeniyetiyle mecz olunmasıyla da yepyeni bir İslamlaşmasüreci başlamış, coğrafya özellikle XV. yüzyıldan itibaren İslam dininin temelkodlarıyla tanışmıştır. Osmanlı düşünce yapısının getirdiği İslami ideolojininidari, siyasi, askeri ve kültürel yapıya yansımasının yanı sıra iskanhareketleri ile Balkanlarda teşekkül eden İslam, kendisine yerel unsurlararasından da müntesipler bulmaya başlamış ve bu süreç çeşitli yoğunluklarlaOsmanlı hakimiyetinin sonuna kadar devam etmiştir. Bununla birlikte İslamidüşünce yapısı Osmanlı devletiyle Balkan topraklarına nüfuz etmiş değildir.Osmanlı hakimiyetinden önce gerek topraklarda kurulan tarikatlar ilesuffagahlar ve ilim ehlinin çabaları gerekse de ticaret yoluyla MüslümanlarınBalkan halklarıyla organik bir ilişkide bulunmaları İslam dininin Osmanlıdönemindeki kadar hızlı olmasa da yayılmasına yardımcı olmuştur.

Balkanlardakiİslam ideolojisi ve kültür-medeniyetinin izlerine dair yapılan saha çalışmalarıbu topraklardaki dini düşünce yapısının arka planına ulaşma açısından önem arzetmektedir. Bu bağlamda 2013 yılında kurulmuş olan Trakya Üniversitesi İlahiyatFakültesi de Balkanlardaki İslam ruhunun ve ümmet bilincinin oluşturduğukardeşlik algısına bir katkı yapabilmek amacıyla 3-5 Ekim 2019 tarihlerindeuluslararası bir sempozyum yapmayı planlamaktadır. Sempozyum tarih, coğrafya,ilim ve ulema, tasavvuf, bir arada yaşama tecrübesi gibi üst başlıklarla gerekBalkan coğrafyasından gerekse de Türkiye'de Balkanlardaki İslam medeniyetiüzerine çalışmalarda bulunan 60’a yakın akademisyen ve araştırmacıya evsahipliği yapmayı hedeflemekte, İslam kültür ve medeniyetini bu coğrafyadayeniden keşfederek günümüz dünyasında yeni köprüler kuracağı kanaatini taşımaktadır.

Trakya Üniversitesi olarak, bölgeve ülkemiz için önemli sonuçları olacağına inandığımız bu sempozyumu, misyon vevizyon ortaklığımız bulunduğuna inandığımız İslami İlimler Araştırma Vakfı(İSAV) ile birlikte düzenlemek istiyoruz. Bu işbirliği Trakya Üniversitesiolarak bizi ziyadesiyle memnun edeceği gibi, Balkanlara dönük bilimsel ve kültürel faaliyetlerimizde de gücümüze güç katacaktır.

TARİHTE VE GÜNÜMÜZDE SÛFÎ-SİYASET MÜNASEBETLERİ

(Geçmişten Günümüze Sûfî-Siyaset Münasebetleri)

 

Kapsam veMuhteva

İslamtarihinin oldukça erken bir döneminde gerçekleşmeye başlayan ilk ayrışmaların/ilkgruplaşmaların dinî değil siyasî nedenlere dayalı olduğu bilinmektedir. Buevrede ilgili siyasal etkenlerin güçlü tesiriyle ortaya çıkan birtakımoluşumlar arasındaki çatışmalar dolaylı olarak bazı yeni dinî akımların tarihsahnesinde boy göstermesine yol açmıştır. Son derece çalkantılı bir sosyalortamda belirginleşmeye başlayıp akabinde kendilerini “zâhidler” olarak takdimeden belli bir kesimin dünyayı ve dünyaya ait olanı reddeden tavırlarınınardında da büyük oranda söz konusu siyasî gelişmelerinin yol açtığıhuzursuzluklar vardır. Dinî hassasiyetleri toplumun geri kalanına nazaran dahayoğun olan bu Müslümanların, etraflarında cereyan etmekte olan hadiseleri doğruşekilde tahlil etmek suretiyle dinin ruhuna en uygun tavrı belirleme arzularıve bu gayelerinin arka planındaki güçlü âhiret endişeleri kendilerinin baskınvasfı durumundaydı. İlk zâhidler aşırı denebilecek bir duyarlılıkla meselelereyaklaşmaları nedeniyle ve de yeni problemlerin aktörleri olmamak amacıyla sözkonusu sıkıntılı durumlar karşısında tepkilerini diğerleri gibi aktif değil,pasif bir tarzda ortaya koymaya gayret etmişlerdi. Zühd ehlinin bu doğrultudakitercihleri, diğer birtakım sebepler yanında, mirasçıları olan sûfîlerinsiyasetten kaçınıp, siyaset erbabını kendilerinden uzak durulması gerekenkimseler olarak tanımlamalarına yol açan amillerden biridir. “Kurb-i sultânâteş-i sûzândır” (siyasî otoriteye yakınlık yakıcı ateştir) sözü bu bağlamdaonların temel ilkelerini özetlemek amacıyla üretilmiş ve tarih boyuncakullanılagelmiştir.

Sûfîlerinsiyaset ve siyasîlerle ilgili bu yaklaşımlarının tasavvuf yolunun esaslarındanbiri olarak yerleşmesini sağlayan isimler arasında Gazzâlî de (ö. 505/111)bulunmaktadır. Onun bu konu kapsamında İhyâ’da benimsediği söylem sûfîiçin aksine bir tercihin mümkün olmadığını ifade edercesine belirgindir. O,ilim ehli ile ilgili tasnifinde en üst makama yerleştirdiği ve “âhiretâlimleri” diye isimlendirdiği tasavvuf erbabı âlimlerin sahip olmaları icapeden bazı nitelikleri sıralamak suretiyle meramını ifade etmeye çalışır.Gazzâlî bunlardan biri olarak ilgili özelliği haiz kimselerin siyasî otoriteyitemsil edenlerden uzak durmaları gerektiğini belirtir ve her ne şart altındaolursa olsun onlarla bir arada bulunmamaya özen göstermelerinin zorunluolduğunu dile getirir.

Tasavvufîdüşüncenin mimarları olan müellif mutasavvıflar tarafından teorik çerçevesiihtilafa mahal bırakmayacak netlikte belirlenen sûfî-siyaset ilişkilerininkeyfiyeti ve sınırları meselesinin pratikteki yansımaları ise ilk günlerdenitibaren daima problemli olmuştur. Bu hakikatin farkındalığıyla, kendisi dehayatının önemli bir bölümünü siyasîlerle yakın temas halinde geçirmiş olanGazzâlî, söz konusu meselede katı bir duruş sergilemek zorunda kalmıştır. Birbaşka ifadeyle onun bu konudaki görüşleri nazari olmaktan ziyade bizzat kendimüşahade ve tecrübeleri neticesinde tespit ettiği olumsuzluklara dayanmaktadır.Sözün özü, tasavvuf tarihinin başlangıcından bugüne sûfîler ilkesel olaraksiyasetten ve siyasîlerden uzak durulması gerektiğini savunmakla birlikte çoğuzaman kendi idealleriyle çelişen durumların ya bizzat aktörleri ya damuhatapları olarak karşımıza çıkmışlardır.

İslam’ınilk dönemlerinden itibaren farklı düzeylerde ve muhtelif tezahürlerle Müslümanhalkların hayatlarında etkin bir şeklide kendine yer bulmayı başaran tasavvufunve dolayısıyla sûfîlerin İslam düşüncesinin gelişimdeki rolü ve tesirlerimeselesi halen aktüalitesini muhafaza etmektedir. Tarih sahnesine çıkışı,genellikle dönemin siyasî olaylarıyla irtibatlandırılarak izah edilentasavvufun farklı gelişim evrelerindeki mühim kırılma noktalarının da siyasetleve siyasetçilerle doğrudan irtibatı söz konusudur. Bu durumun müspet ve menfiizlerini bünyesinde barındıran tasavvufî düşüncenin günümüz Müslümantoplumlarının büyük bir bölümünü halen etkisi altında bulundurmaya devam ettiğibilinen bir gerçektir. Bununla birlikte söz konusu halkları idare edenlerolarak siyasetçilerin tasavvufa yönelik tutumları ve bu doğrultuda hayatageçirdikleri birtakım uygulamalar, tasavvuf erbabının siyasetle ve siyasîlerleolan temasları ile bütün bunların yol açtığı ciddi olumsuzluklar yeni ve dahaağır sıkıntılara kapı aralamaya devam etmektedir.

 

Program Muhteviyatı

Tasavvufîhayat ve tarikatlarla alakalı yasağın tesiriyle doğrudan tasavvuf alanında çalışmayapan yerli akademisyenlerle bu konuya ilgi duyan diğer disiplinlere mensuparaştırmacıların Türkiye özelinde ya da genel manada tasavvuf-siyasetilişkisini ele alan araştırmalara nadiren yöneldikleri bilinmektedir. Bu durum geçmiştevuku bulan muhtelif vakaları güncel şartlar çerçevesinde doğru bir şekilde anlamayıve ulaşılan neticelerden gereğince istifade etmeyi engellediği gibi aktüelproblemleri vakıaya uygun tarzda tespit etme ve bunlara yönelik çözümler üretmenoktasında ciddi sıkıntıların yaşanmasına yol açmaktadır. Öte yandan gerekBatı’da gerekse İslam dünyasının çeşitli bölgelerinde ilgili konulara kafayoran ilim adamlarının ürettikleri eserler nicelik ve nitelik açısından Türkiye’dekiylekıyaslanamayacak bir üstünlüğe sahiptir. Planlanan programdan en üst düzeyde faydatemin edilebilmesi söz konusu ilim erbabından istifadeyle mümkün olacaktır. Buitibarla, Türkiye’dekilere ilaveten farklı ülkelerden 10 civarındaaraştırmacının katılımıyla söz konusu programın gerçekleştirilmesitasarlanmaktadır. Otuza yakın tebliğin sunulmasının düşünüldüğü programçerçevesinde ana temayla alakalı olarak ele alınması gereken hemen her hususungündeme getirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

MuhtemelKonu Başlıkları

1.     Tarihselboyut: Kökenler, mühim şahsiyetler, eserler vb.

2.     Sûfî-siyasetilişkilerinin farklı coğrafyalardaki tezahürleri

3.     Sûfî-siyasetilişkilerine dair temel problemler

4.     Ulema-sufîihtilaflarının siyaset alanına yansımaları

5.     Seçkincisûfî yaklaşımın siyaset planındaki tezahürleri

6.     Sömürgecilikhareketlerinin sûfî-siyaset ilişkilerine tesirleri

7.     Sûfî-siyasetilişkilerinin sebep olduğu çağdaş problemler ve çözüm önerileri

8.     Şahıslar

9.     Eserler

10.  Moderndönem araştırmaları

 

Tarih: 1-3 Kasım2019

Yer: Bursa/Tayyare Kültür Merkezi

 

Tertip Heyeti

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi adına

Prof. Dr. Salih Çift

Prof. Dr. Mustafa Kara

Prof. Dr. Cağfer Karadaş

Prof. Dr. Vejdi Bilgin

Doç. Dr. Ulvi Murat Kılavuz

İslâmî İlimler Araştırma Vakfı adına

MütevelliHeyet

Sekreterya

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi adına

Araş. Gör. Takyettin Karakaya

Araş. Gör. Samet Yazar

Araş. Gör. Serhat Gültaş

İslâmî İlimler Araştırma Vakfı adına

Dr. İsmail Kurt, Seyit Ali Tüz


▪ Günün Ayeti
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık. Şu’arâ Suresi, 17
▪ Günün Hadis-i Şerifi
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Bir kimsenin "İnsanlar helak oldu!" dediğini duyarsanız, bilin ki o, kendisi, herkesten çok helak olandır." Müslim, Birr 139, (2623); Muvatta, Kelam 2, (2, 989); Ebu Davud, Edeb 85, (4983)
▪ Duyurular
▪ Namaz Vakitleri
İmsak :
6:33
Güneş :
8:21
Öğle :
13:18
İkindi :
15:39
Akşam :
17:53
Yatsı :
19:30
▪ Son Çıkanlar
▪ Bazı İSAV Yayınları