Türkçe  |  English  |  العربية
12 Temmuz 2020 Pazar / 21 Zi'l-Ka'de 1441
Vakıf Dua ve Bedduası

İslam hukukuna göre vakıf yapmak isteyen şahıs birvakfiye yazarak Kadıya müracaat eder. Vakıf senedi denilen belge, mahkemetarafından tescil edilirdi. Vakıf senedine padişah dâhil herkes uymakzorundaydı.  Vakfiyelerde genellikle dua vebeddua bölümleri bulunurdu. Bunlardan bazı örnekler şöyledir:

 

 Kanunî SultanSüleyman'ın 950 H/ 1543 tarihli vakfiyesindeki vakıf duası: "Her kimse kivakıfların bekâsına özen ve gelirlerinin artmasına itina gösterirse;bağışlayıcı olan yüce Allah'ın huzurunda ameli güzel ve makbul olup, mükâfatısayılamayacak kadar çok olsun. Dünya üzüntülerinden korunsun ve her türlütehlikeden muhafaza olunsun."

 

 Sultan 2.Bayezid'in 1 Şubat 1495 tarihli vakfiyesindeki bedduası vakıflara bir şekildezarar vermek isteyen insanları caydırıcı bir özellik taşımaktadır:"Sultan, emir veya herhangi bir kimseye bu vakfı değiştirmek, bozmak,nakletmek, başka hâle getirmek, iptal etmek, işlemez hâle getirmek, ihmal etmekve değiştirmek helal olmaz. Kim onun şartlarını değiştirir veya iptal ederseharamı üstlenerek günaha girmiş olur. Günahkârların alınlarından tutularakcezalandırıldıkları gün, Allah onların hesabını görsün. Cehennemde zebanileronları denetlesin. Allah'ın hesabı hızlıdır. Kim bunları işittikten sonra, vakfıdeğiştirirse, onun günahı, değiştirenler üzerinedir. Kuşkusuz Allah, iyilikedenlerin ecrini zayi etmez."

 

 Hazine VekiliHafız İsa Ağa'nın 1818 tarihli vakfiyesinde: "Vakıf gelirini haksız olarakyiyenler, dünya ve âhirette mutluluk yüzü görmesinler."

 

 PertevniyalValide Sultan'ın 1872 tarihli vakfiyesinde "Şâyet bir nice zaman sonravakfı değiştirmeye, bozmaya temayül eden olursa veya vakfın bozulmasına sebepolursa, yerleri ve gökleri yaratan ve bize bunca nimetleri veren Allah'ın kahırve gazabına uğrasın. Dünyada ve âhirette rahat yüzü görmesin ve iki cihandarezaletten kurtulmasın." denilmektedir.

SULTAN FATİH’İN AYASOFYA VAKFİYESİ
“İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.

Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse; Allâh’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETİ ONUN VE ONLARIN ÜZERİNE OLSUN, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.
Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır.
Allâh’ın azabı onlaradır.
Allâh işitendir, bilendir.
(Fatih Sultan Mehmed Han / 1 Haziran 1453)

***
Fatih Sultan Mehmed'in yayınladığı Ayasofya Camii'nde kapsayan Vakfiyesi ile ilgilenen hukukçular, sözkonusu kararnamenin hukukî olmadığı kanaatine varmışlardır. Fatih'in orijinal vakfiyesinin bir kısmı şöyle: "Eğer bu hayır müesseseleri yıkılacak olursa, ikinci defa, üçüncü defa ila ahir yeniden inşa oluna… Bütün bu şerh ve ta'yin eylediğim şeyler, tesbit edilen şekilde ve vakfiyede yazılı haliyle VAKIF olmuştur; şartları değiştirilemez; kanunları tağyir edilemez; asılları maksatları dışında bir başka hale çevrilemez; tesbit edilen kuralları ve kaideleri eksiltilemez; vakfa herhangi bir şekilde müdahale Allâh'ın diğer haramları gibi haramdır.

Kim ki, bozuk teviller, hurafe ve dedikodudan öteye geçmeyen bâtıl gerekçelerle, bu vakfın şartlarından birini değiştirirse veya kanun ve kurallarından birini tağyir ederse; vakfın tebdili ve iptali için gayret gösterirse; vakfın ortadan kalkmasına veya maksadından ve gayesinden başka bir gayeye çevrilmesine kast ederse, vakfın temel hayır müesseselerinden birinin yerine başka bir kurum ikame eylemek ve vakfın bölümlerinden birine itiraz etmek dilerse veya bu manada yapılacak değişiklik veya itirazlara yardımcı olur yahut yol gösterirse; veya şer'-i şerife aykırı olarak vakıfda tasarruf etmeye azm eylerse, mesela şeri'a-ta ve vakfiyeye aykırı ferman, berat, tomar veya talik yazarsa veyahut tevliyet hakkı resmi yahut takrir hakkı resmi ve benzeri bir şey taleb ederse, kısaca bâtıl tasarruflardan birini işler yahut bu tür tasarrufları tamamen geçersiz olan yazılı kayıtlara ve defterlere kaydeder ve bu tür haksız işlemlerini yalanlar yumağı olan hesaplarına ilhak ederse, açıkça büyük bir haramı işlemiş olur, günahı gerektiren bir fiili irtikâb eylemiş olur. Allâh'ın, meleklerin ve bütün insanların la'neti üzerlerine olsun. Ebeddiyyen Cehennemde kalsınlar, onların azapları asla hafifletilmesin ve onlara ebediyyen merhamet olunmasın. Kim bunları duyup gördükten sonra değiştirirse, vebali ve günahı bunu değiştirenlerin üzerine olsun. Hiç şüphe yok ki, Allâh her şeyi işitir ve her şeyi bilir."


▪ Günün Ayeti
Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz. Mü'min Suresi, 41
▪ Günün Hadis-i Şerifi
Muaviye İbnu Ebi Süfyan (ra)'a (hilafeti esnasında) Mikdam İbnu Ma'dikerb, Amr İbnu'l-Esved ve Kınnesrin ahalisinden Beni Esedli bir adam bir heyet halinde geldiler. Hz. Muaviye, Mikdam'a: "Hasan İbnu Ali (ra)'nin vefat ettiğini biliyor musun?"dedi. Haberi işiten Mikdam "İnna lillah ve inna ileyhi raciun!" diyerek (üzüntüsünü ifade etti.) Ona falan (Muaviye): "Bunu bir musibet mi addediyorsun?" dedi. Mikdam: "Niye musibet addetmiyeyim? Resulullah (sa) onu kucağına almış "Bu bendendir. Hüseyin ise Ali (ra)'dendir!" buyurmuştu dedi. Beni Esed'den olan adam da (Hz. Muaviye'ye yaranmak için, Hz. Hasan'ın ölümünü bir fitnenin sönmesine teşbihen): "Allah bir ateşi söndürdü!" diye söze karıştı. Mikdam: "Bugün ben, seni kızdırmaya ve hoşlanmadığın şeyleri sana duyurmaya devam edeceğim!" dedi. Sonra şöyle seslendi: "Ey Muaviye! Eğer doğru söylersem beni tasdik et, yalan söylersem beni tekzib et!" Hz. Muaviye (ra): "Pekala öyle yapacağım" dedi. Mikdam: "Allah aşkına söyle! Resulullah (sa)'ın altın takınmayı yasakladığını işittin mi?" dedi. Hz. Muaviye: "Evet!" dedi. Mikdam: "Allah aşkına söyle! Resulullah'ın ipek giymeyi yasakladığını biliyor musun?" diye sordu. Hz. Muaviye: "Evet biliyorum!" dedi. Mikdam tekrar sordu: "Allah aşkına söyle! Resulullah (sa)'ın vahşi hayvan derisini giymeyi, üzerlerine binmeyi yasakladığını biliyor musun?" Muaviye yine: "Evet biliyorum!" diye cevapladı. Hz. Muaviye'nin bu sözü üzerine Mikdam dedi ki: "Allah'a kasem olsun ey Muaviye, bütün bunları ben senin evinde gördüm." Hz. Muaviye şu cevabı verdi: "Ey Mikdam, anladım ki senin elinden bana kurtuluş yok (söylediklerinin hepsi doğru)!" Halid (İbnu Velid) der ki: "Hz. Muaviye, Mikdam (ra)'a diğer iki arkadaşına (Amr İbnu'l-Esved ve Esedli adam) nazaran daha çok ihsan ve atada bulunulmasını emretti. Ayrıca (Mikdam'ın) oğluna (beytü'l-malden) iki yüz (dirhem) tahsisatta bulundu. Mikdam ise (Hz. Muaviye'nin verdiği) ihsanları arkadaşlarına dağıttı. Esedli ise aldıklarından kimseye birşey vermedi. Bu durum Hz. Muaviye'ye ulaşınca: "Mikdam kerem sahibi cömert birisidir. Elini açmıştır. Esedli adam ise malik olduğu şeyi iyi tutan birisidir" dedi. Ebu Davud, Libas 43, (4131); Nesai, Fere' ve'l-Atire 12, (7,176)
▪ Duyurular
▪ Bazı İSAV Yayınları
▪ Namaz vakitleri