Türkçe  |  English  |  العربية
11 Temmuz 2020 Cumartesi / 20 Zi'l-Ka'de 1441
Vakıf Kurucular Kurulu

 

VAKIF KURUCULAR HEYETİ

Kurucular heyeti, vakfa mal tahsis etmiş, Vakıf Senedi’nin altında imzası bulunan kimselerden teşekkül eder.

Madde: 6 - Kurucular heyeti vakfa mal tahsis etmiş iş bu vakıf senedinin altında imzası bulunan kimselerden teşekkül eder. Kurucu heyeti azası vakfa verdiği varlığı, vakıf kurulup tescil edildikten sonra hiç bir suretle rücu edip geri alamaz. Kurucular heyeti 2/3 ekseriyetle, vakfa mal bağışlayan ve vakfın gayesine hizmeti düşünülen kimseleri kurucu olarak kabul edebilir.

 VAKIF KURUCULAR HEYETİNİN GÖREV ve YETKİLERİ:

Madde: 7 - Kurucular Heyeti:

a) Yılda bir defa Ocak ayında toplanır.

b) Kurucuların 1/3 ekseriyetinin talebi ile fevkalâde toplantı yapabilir.

c) Mütevelli heyetinin yedi azasını seçer.

ç) Müzakerelerde her toplantıya mahsus olmak üzere bir başkan, bir başkan vekili ve iki kâtip seçer.

d) Mütevelli heyetinin çalışma ve salâhiyetlerini tesbit eden nizamnameleri tanzim ve icabında tadil veya tecdid eder.

e) Vakfın bütçesini kabul ve tasdik eder.

f) Kat'i hesapları ve bilânçoları tetkik ve kabul eder; ve alâkalıların ibrası ve mesuliyetleri hakkında karar verir.

g) Mütevelli heyetinin yapacağı tayinleri tasdik eder.

h) Vakfın çalışma ve gelişme programlarını ve bunlar hakkında vaki olacak teklifleri tetkik edip kabul veya reddeder.

ı) Mütevelli heyeti azalarına karşılığı ödenecek meblâğı tesbit eder.

i) Mütevelli heyeti ile murakabe heyetinin raporlarını müzakere ve kabul eder. Bu heyetlerin görev müddetleri bitince bunları yeniden toplar.

j) Vakıf senedinde belirtilen istisnalar dışında üye tam sayısının mutlak ekseriyeti ile toplanır ve toplantıya katılanların mutlak ekseriyeti ile karar verir.

  VAKFIN SON KURUCULAR LİSTESİDİ

SEÇİLEN HALEFLERİ   İLK KURUCULARIMIZ              

ABDÜLAZİZ BAYINDIR

Muzaffer Somay

ABİDİN TOPBAŞ

 

AHMET KAVAS

Ali Rıza Güven

AHMET SİNAN YALÇIN

Süleyman Yalçın

AHMET TOPBAŞ

A. Muammer Topbaş

AHMET YILDIZ

Abdülkadir Çavuşoğlu

ALİ ÖZEK

 

ALİ RIZA TEMEL

Mustafa Özmen

Tayfun Ergin

AVNİ İMAN

 

BEDREDDİN ÇETİNER

Mustafa Dedeoğlu

BİLAL BAŞAR

İsmail Başar

CENGİZ KALLEK

1. Abdullah Mahir İz

2. Sami Erdem

EKMELEDDİN İHSANOĞLU

Mahmut Bayram

EMİN SARAÇ

 

FEYZULLAH KIYIKLIK      

Osman Öztürk

H. HİLMİ KURTULMUŞ

 

HALİS AYHAN

Ömer Derin

HAMZA AKBULUT

Selçuk Özçelik

İSMAİL BACACI

1.    Asaf Ataseven

2.    M. Fatih Ataseven

İSMAİL KURT

Mehmet Uzun

KADİR TOPBAŞ     

Ömer Kirazoğlu

Esat Kirazoğlu

LÜTFİ DOĞAN

 

MAHMUT KAYA

M. İhsan Babalı

MEHDİ SUNGUR(vefat etti)

Ömer Lütfi Çulha

MEHMET SAMİ KİRAZOĞLU

Korkut Özal

MEHMET AVNİ KİĞILI

1. Ali Eymen Topbaş

2. Hamdi İshakoğlu

MEVLUT KARACA

Sabahattin Topbaş

MURAT ÜLKER

Sabri Ülker

MURAT YALÇINTAŞ

Mehmet Üretmen

Nevzat Yalçıntaş

MUSTAFA KALAYCIOĞLU(vefat etti)

Ali Sünnetçioğlu

MUSTAFA TOPBAŞ

 

MÜFİT UĞUR

Hasan Tahsin Uğur

NAZIM CUMHUR

Mustafa Oral

NECATİ RUNYUN

Mustafa Runyun

NUMAN KURTULMUŞ

İ. Niyazi Kurtulmuş

NUREDDİN DOĞANBEY(vefat etti)

Mustafa Doğanbey

OSMAN OKYAY

İbrahim Bodur

OSMAN TOPBAŞ

 

RAŞİT KÜÇÜK

Mustafa Köseoğlu

SABRİ ÖZPALA

 

SALİH TUĞ

 

SELÇUK BERKSAN

Asım Ülker

SELİM ZAİM

Sabahattin Zaim

SEYİT ALİ TÜZ

Mehmet Güler

ŞENTÜRK MUTÇALIOĞLU

 

TARIK SADAK

Bekir Sadak

TURGAY AKBULUT

Cemalettin Yavaşça

YURDAKUL DAĞOĞLU

 

▪ Günün Ayeti
Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hakim kimseler olarak hükümranlık sizindir. Ama Allah´ın azabı bize gelip çatarsa, kim bize yardım eder? Firavun: Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve yine size ancak doğru yolu gösteriyorum dedi. Mü'min Suresi, 29
▪ Günün Hadis-i Şerifi
Resulullah (sa), üzerinde semer bulunan bir merkebe bindi, altında Fedek kadifesi vardı. Üsameyi de arkasına aldı. Beni'l-Haris İbnu'l-Hazrec'te oturan Sa'd İbnu Ubade (ra)'ye, Bedir Savaşı'ndan önce geçmiş olsun ziyaretine gitti. Beraberce giderken, aralarında Abdullah İbnu Ubey İbnu Selül'ün de bulunduğu bir cemaate rastladılar, oturuyorlardı. Abdullah İbnu Ubey o sırada henüz Müslüman olmamıştı. Cemaatte Müslümanlar, müşrikler, putperest olanlar, Yahudiler, Müslümanlar karışık vaziyette idi. Bu cemaatte Abdullah İbnu Ravaha (ra) da vardı. Onlara Resulullah'ın bindiği merkebin kaldırdığı toz isabet edince, Abdullah İbnu Ubey burnunu örtüsüyle sarıp: "Bizi toz içinde bırakma!" diye homurdandı. Resulullah (sa) cemaate selam verip durdu. Merkepten inip onları Allah'a davet etti, onlara Kur'an okudu. Abdullah İbnu Ubey, Aleyhissalatu vesselam'a: "Be adam! Bundan daha güzel birşey yok. Eğer söylediğin hak ise, bizim cemaatimizi rahatsız etme, evine dön! Kim sana gelirse ona anlat!" dedi. Bunun üzerine Abdullah İbnu Ravaha da: "Evet ey Allah'ın Resulü! Sen bizim toplantılarımıza gel! Zira biz bunu istiyoruz!" dedi. Bundan sonra Müslümanlar, müşrikler ve Yahudiler aralarında atıştılar. Nerdeyse birbirleriyle kapışacaklardı. Resulullah (sa) onları yatıştırmak için gayret sarfetti ve sustular. Resulullah da bineğine atlayarak yoluna devam etti ve Sa'd İbnu Ebi Vakkas'ın yanına gelip evine girdi. Aleyhissalatu vesselam ona: "Ey Sa'd! Ebu Hubab'ın ne dediğini işittin mi?" dedi. Ebu Hubab'la Abdullah İbnu Ubey'i kastediyordu. "Şöyle şöyle söyledi" buyurdu. Sa'd İbnu Ubade: "Ey Allah'ın Resulü! Onu affet, Sana Kitab'ı gönderen Zat-ı Zülcelal'e kasem olsun, Allah'ın sana indirdiği Hak geldiği zaman, bu beldenin ahalisi, ona taç giydirmeye, sarık sarmaya ittifak etmişlerdi. Allah Teala hazretleri sana verdiği bu hakikatla onun başa geçmesini engelleyince, bu onun boğazına takıldı. İşte, şahid olduğun densizliği ona yaptıran da budur!" dedi. (Bu açıklama üzerine) Resulullah onu bağışladı. Resulullah (sa) ve ashabı, müşrikleri ve Ehl-i Kitabı Allah'ın emrettiği üzere bağışlıyorlar, onların eza ve cefalarına sabrediyorlardı. Allah Teala hazretleri şöyle buyurmuştu: "Muhakkak siz, malınızda ve canınızda imtihan olunacaksınız ve sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve Allah'a ortak koşanlardan pek çok incitici sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvaya sarılırsanız, işte bu, uğrunda azim ve sebat edilmeye değer işlerdendir" (Al-i İmran 186). Rab Teala bir başka ayet-i kerimede de şöyle buyurmuştur: "Kitap ehlinden çoğu, imanınızdan sonra sizi tekrar inkara döndürmek isterler. Bu, kendilerine hak iyice belli olduktan sonra nefislerinde duydukları kıskançlık yüzündendir. Allah'ın emri gelinceye kadar onlara aldırış etmeyin ve onları kınamayın. Muhakkak ki, Allah her şeye hakkıyla kadirdir" (Bakara 109). Resulullah (sa), Allah'ın buradaki emrini afla te'vil ediyordu. Bu hal Allah'ın onlarla (savaşa) izin vermesine kadar devam etti. (İzin gelince) Aleyhissalatu vesselam Bedir Gazvesi'ni yaptı. (Bu savaşta) Allah Teala hazretleri Kureyş'in ileri gelenlerinin canlarını aldı. Aleyhissalatu vesselam ve ashabı zafer ve ganimet elde ederek ve Kureyş'in ileri gelenlerini de esir alarak döndüler. Abdullah İbnu Ubey İbni Selül ve beraberindeki putperest müşrikler: "Bu (islam) hadisesinin artık talihi döndü!" dediler. Resulullah (sa)'a islam üzere biat ettiler ve Müslüman oldular. Buhari, Cihad 127, Tefsir, Al-i İmran 15, Marda 15, Libas 98, Edeb 115, İsti'zan 20; Müslim, Cihad 116, (1798)
▪ Duyurular
▪ Bazı İSAV Yayınları
▪ Namaz vakitleri